Almanya'dan 4+4+4'e bakınca

Türkiye hükümetinin uygulamayı düşündüğü yeni eğitim sistemi tartışılırken birçok yorumcu Almanya'ya da atıfta bulundu. Görüşlerini kamuoyuna arz eden bazı uzmanların buradaki sistemle ilgili garip değerlendirmelerine yer yer şahit oldum. Mesela Haupschule ve Realschule'den sonra meslek eğitimi görmek için Gesamtschule'ye gidiliyormuş, isminin önünde prof. yazan bir uzmana göre!
Mesele okul sistemiyse veya eğitim-öğretimse belki dünyada örnek alınabilecek ülkelerin başında Almanya gelir. Zira 1901 yılından beri verilen Nobel ödülüne şimdiye kadar tam 96 Alman bilim ve fikir adamı layık görülmüş. İşte eğitim sisteminin ürünü...

Almanya'da zorunlu eğitim on yıl. Bazı eyaletlerdeki farklı uygulamalar bir tarafa, genel olarak ilkokul dört yıl, birinci basamak beş veya altı yıl (orta okul), ikinci basamak (lise) ise üç yıl sürüyor. Toplam 12 veya 13 yıl süren genel bir eğitimden sonra üniversiteye başlanıyor.

Ancak mesleki eğitime 10. sınıftan sonra gidiliyor. Esas yönlendirme ise 9. sınıfta bir firma veya kurumda yapılan üç haftalık stajla başlıyor. Yani öğrenciler sahada tam bir meslek hayatıyla karşılaşıyorlar.

Almanya'daki okul formlarının ortaya çıkışı mesleki eğitime yönlendirmeden daha çok, öğrencilerin kabiliyetlerinin inkişaf etmeleri ve öğrenme becerilerinin durumuna göre sunulan farklı uygulamaları sebebiyledir. Başlangıç itibariyle eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması adına ortaya çıkan değişik okul tipleri vardır. Mesela Gymnasium'lar en kaliteli genel eğitimin verildiğinden ve lise kısmı bulunduğundan dolayı öğrencilerinin çoğunun üniversiteye giriş yaptığı okullardır. Bu okullarla birlikte Gesamtschule'nin de lise kısmı olduğundan Haupschule ve Realschule gibi 10. sınıfa kadar eğitim yapan okullardan bir kısım öğrenciler liseyi bitirmek üzere bu okullara gelirler.

Hangi okul tipi olursa olsun, Alman eğitim sistemine göre öğrencinin genel eğitim alarak üniversiteye ulaşma yolları açıktır.

Almanya'da okullar özerktir diyebiliriz. Yani her okul ilgili eyalet bakanlığının çizdiği yasal çerçeve içinde eğitim-öğretimle ilgili birçok değişik uygulama yapabilir. Mesela müzik sınıfı oluşturma, öğrenme stüdyosu kurma, ek yabancı diller verme (İspanyolca, Latince, Türkçe, Fransızca gibi), değişik öğrenme metodları geliştirme vs... Pedagojik, didaktik açıdan illa bakanlıktan uygulanmak üzere dayatmalar gelmez. Türk Eğitim Bakanlığı'nın eğlenerek öğrenme veya çoklu zekâ gibi yeni uygulamalar nedeniyle bütün okullara genelge göndererek bir eğitim furyası koparılmaz. Her okul belli müfredat çerçevesi içinde öğretmen durumuna göre okul programını genişletip zenginleştirebilir. Burada öğrencilerin genel eğitimin yanı sıra çeşitli kabiliyetlerinin gelişmesi için seçmeli kurslar şeklinde değişik dersler alma imkânları sağlanır. Okulun değil, ebeveynlerinin de katkılarıyla öğrencilerin kendi kendilerini yönlendirmeleri söz konusudur.

Buna göre okuyabiliyorsa üniversiteye doğru yol alır, dersleri iyi gitmezse 10. sınıftan sonra çıraklık eğitimi gibi bir iş yerine girerek 2,5-3 yıl meslek eğitimi alır ve kalifiyeli işçi olur. Notları uygunsa bazı meslek liselerine de gidip bitirdikten sonra yüksek okullarda mühendislik bölümlerini de okuyabilir.

Şimdi böyle sathi bir girişten sonra Türkiye'de uygulanması düşünülen eğitim sistemi birçok açıdan problemli görünüyor. Evvela sistem net ve şeffaf değil. Mesela 4. sınıftan sonra çıraklık eğitiminden bahsediliyor. Bu ne demek? Ülkenin her köşesinde altyapı hazır mı? Çıraklık eğitiminden sonra okula devam edilecek mi, yoksa mesleği öğrendikten sonra çalışmaya mı başlanacak? Zorunlu eğitim 12 yıl deniyor. Bu çıraklık eğitimiyle birlikte nasıl olacak? Okula başlama yaşı birçok problemleri de beraberinde getirecektir. Çünkü bu ayrı bir pedagojik formasyon gerektirebilir. Akademisyenler, siyasiler, gazeteciler haftalardır tartışıyor, hâlâ herkes farklı şeyler söylüyorsa, ben de kafama takılan soruları listelesem en az 15-20'yi geçecekse getirilmek istenen sistemin çok muğlâk ve işlenmemiş olduğu ortaya çıkar.

Yazıyı yazarken armutla karpuzu kıyaslamak kadar zorlu bir idrakin içinde olduğumu belirtmeliyim. Başka dünyalardan oldukça farklı yaklaşımlar idraki zorluyor... Keşke ideolojik kaygılardan öte, bunca tecrübeyle Türkiye'nin toplumuna ve geleceğine en büyük yatırım olabilecek gerçek manada bir eğitim reformu gerçekleşebilseydi. Galiba zihniyette bir değişim yaşamadan hiçbir sahici reforma/sisteme hayat vermek mümkün değil...

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar